Zamana karşı yarış Beyin damar hastalıklarında Girişimsel Nöroradyoloji

 

Girişimsel Nöroradyoloji ile son derece riskli olan beyin damar hastalıklarının damar içinden gidilerek, açık cerrahi olmaksızın kapalı yolla tedavi edilmesi mümkün. Bu yolla tedavi edilen hastalar daha hızlı iyileşme gösteriyor ve günlük yaşamına daha hızlı dönüyorlar.

 

En sık karşılaşılan beyin damar hastalığı baloncuk (anevrizma) ve buna bağlı oluşan beyin kanamaları. Damar içi uygulamaları,  anjiyografi cihazlarıyla sadece damarı görüntüleyerek başarıyla uygulanıyor.

 

Medipol Üniversitesi Hastanesi Girişimsel Nöroradyoloji öğretim üyesi Prof. Dr. Serdar Geyik, beyin ve omuriliğin damar hastalıklarının koma, felç, ölüm gibi yüksek riskler taşıyan özellikli durumlar olduğunu; buna rağmen damar içinden gidilerek açık cerrahiye kıyasla dokulara hasar vermeden etkin ve güvenilir bir tedavi uygulanabildiğini belirtiyor.

 

Nöroradyoloji ile tedavi edilebilen beyin damar hastalıkları

·         Beyin damarlarında oluşan baloncuk (anevrizma)  ve buna bağlı beyin kanamaları

·         Ani gelişen felç (iskemik inme)

·         Beyin damarlarında oluşan yumaklar ve buna bağlı beyin kanamaları

·         Şah damarı ve beyin damarlarında oluşan darlıklar

·         Yenidoğan bebeklerde görülen beyin damar hastalıkları

·         Baş-boyun bölgesi tümör damarlarının tıkanması ve kemoterapi uygulanması

 

Kapalı ameliyat nasıl uygulanır

Damar içi (endovasküler) yani kapalı beyin damar ameliyatları yüksek teknolojiye sahip anjiyo görüntüleme cihazları ile yapılıyor. Genelde kasık bölgesindeki damara çok ince ve özel yapıda tüpler yerleştirilerek, hasta olan damara yine damar içinden gidilerek ulaşılıyor. Tanı ve tedavinin tüm aşamaları cihaz ekranında canlı olarak gözlemlenerek gerçekleştirilir. Bu yöntemin sağladığı en büyük avantaj ise açık cerrahide olduğu gibi hasta damara ulaşmak için damarın çevresindeki başka dokuların kesilmesine gerek olmamasıdır.

 

Prof. Dr. Serdar Geyik, beyin damar hastalıklarından bahsedildiğinde uygulayıcı hekim açısından daha az stresli bir yöntem olmadığını ancak kapalı ameliyatın hastalık ve tedaviye bağlı olumsuz etkilerin daha kolay atlatılması konusunda hastalara avantaj sağladığını belirtiyor. Beyin damarlarına pıhtı gitmesine bağlı ani gelişen felç durumunda zamana karşı bir yarış olduğunu, hızlı tanı konulan olgularda tama yakın iyileşme sağlanabildiğini, toplum sağlığı açısından özellikle bu konudaki farkındalığın artması gerektiğini belirtiyor.

 

Baloncuk ve beyin kanaması

Beyni besleyen atardamarların duvarındaki zayıf bir noktadan gelişen balon şeklindeki yapıya anevrizma (baloncuk) deniliyor. Baloncuk duvarı normal damarlar gibi güçlü bir yapıda olmadığından, kan basıncı ile patlayarak beyin kanamasına yol açabiliyor. Yüksek tansiyon, tütün ve alkol kullanımı baloncuk oluşumu, büyümesi ve patlamasında etkili.

Baloncuğa bağlı beyin kanamalarında tedavi uygulanmadığında çok yüksek oranda hayati risk oluşuyor. Bu nedenle patlayan baloncuklar vakit geçirmeden tedavi edilmeli.

 

Baloncuk sinsi bir hastalık olup çoğunlukla bulgu vermiyor. Günümüzde, bilgisayarlı tomografi ve MR gibi görüntüleme yöntemlerine ulaşılabilirliğin artmasıyla, başka nedenlerle yapılan tetkikler sırasında tesadüfen baloncuk saptanması ve kanamadan önce tedavi edilme sıklığı artmış durumda. Bununla birlikte baş ağrısı, göz arkasında ve enseden gelen ağrı hissi, yutma güçlüğü, göz kapağında düşüklük ya da görme kaybı gibi yakınmalar olabilmektedir.

 

Baloncuk tedavisi

Tedavide temel hedef baloncuk içine kan girişinin engellenmesidir. Bu başarıldığında, balon içinde kan akımına bağlı oluşan basınç ortadan kalktığından patlama ihtimali de kendiliğinden yok olmaktadır. Tedavide kullanılan iki alternatif yöntem vardır. Bunlardan ilki beyin cerrahisi tarafından yapılan alışagelmiş açık cerrahi yöntem; diğeri ise son yıllarda uygulama açısından cerrahinin önüne geçen Girişimsel Nöroradyoloji ile yapılan kapalı cerrahi (endovasküler) yöntemdir.

 

Kapalı yöntemle tedavide baloncuğun yerleşimi, şekli, boyutu ve kanama durumuna göre farklı teknik alternatifler olmakla birlikte en sık kullanılan metot balonun içinin tel sargılar ile doldurulmasıdır. Bu sargılar, bu amaçla kullanılmak üzere tasarlanmış ileri teknoloji gerektiren özel cihazlar.

 

Şah damarı ve beyin damarı darlıkları

Şah damarları ve beyin damarları da tıpkı kalp damarlarında olduğu gibi damar sertliğine bağlı darlıklar oluşabiliyor. Bu darlıkların ilerlemesi beynin beslenmesini bozacağından geçici ya da kalıcı felç durumunun ortaya çıkması riskini taşıyor. Oysaki erken tanı ve tedavi ile hayat kalitesini önemli oranda bozacak felç halinden kurtulmak mümkün. Aşırı kilo, sigara, yüksek kolesterol, şeker hastalığı ve ailesel yatkınlık şah damarı daralmasını tetikleyebilecek risk faktörleri.

 

Şah damarı darlığı olan hastalarda büyük bir felç gelişmeden önce, geçici ataklar olabiliyor. Bu ataklar bir sonraki büyük felç atağının habercisi olacağından bu konuda tüm insanların bilinçli olması gerekiyor. Vücudun sol ya da sağ yarısında daha önce olmayan kuvvet kaybı, uyuşukluk ve karıncalanma hissi, konuşmanın bozulması, geçici görme kayıpları geçici ataklar sırasında görülebilecek yakınmalar.

 

Tedavi sırasında yapılan işlem damarın içinden gidilerek dar olan kesimin geçilmesi ve stent denilen tel kafesler ile darlığın genişletilmesi.

 

Pıhtı beyin damarını tıkarsa

Herhangi bir nedenle kan dolaşımında ortaya çıkan pıhtının beyin damarlarına ulaşması ve damarı tıkaması ile ortaya çıkan tabloya ani gelişen felç (akut inme) denilir. Bu durum tıp biliminde görülen en acil durumlardan birdir.

 

Günümüzde damar içi yöntemler ile beyin damarlarında ani gelişen bu tıkanıklıkları başarıyla açmak ve hastayı felç olmaktan kurtarmak mümkün. Ancak bu tıkanıklığın oluşması ile birlikte beyin beslenmesi bozulacağından, kalıcı bir hasar oluşmadan önceki bir süre içinde müdahale etmek şart. Bunun anlamı ani felç durumunda yapılacak tedavinin zamana karşı bir yarış olmasıdır. İlk 2 saat içinde gelen hastaların sonucu, 2-4 saat ve 4 saatten sonra hastaneye ulaşan hastalar göre daha iyidir. 6.saatten sonra yapılan girişimsel tedavinin ise pratik bir faydası olmuyor. Bu nedenle ani gelişen felç konusunda uyanık olmak ve hemen tam teşekküllü bir merkeze başvurulması gerekiyor.

 

Merkeze ulaşma süresi

Prof. Dr. Serdar Geyik’e göre, zaman beyin dokusu için çok hayatidir. Özellikle ani felç (inme) gelişen hastada, öncelikle durumun farkında olmak, sonrasında mümkün oldukça 30 dakikayı geçmeyecek şekilde teşhis ve tedavi olanağı olan donanımlı bir merkeze ulaşılması gerekmektedir. Beyin kanaması geçirenlerde zaman aralığı biraz daha geniş olmakla birlikte vakit kaybedilmeden yapılan tedavi hayat kurtarıcı oluyor.